Neden Elektronik ve Haberleşme? Neden İyte?

Aslında 9. sınıfla beraber başlayan bir süreçti bu benim için. Fizik hocam olan Nadir Hoca ile keşfettim fizik dersine olan ilgimi. Sadece derslerle sınırlı kalmadan saatlerce bu alanda konuşmak, ortaya atılan teoriler hakkında tartışmak bana çok keyif veriyordu. Bu şekilde geçen 2 sene sonrasında elektrik ve elektronik konularına daha ilgili olduğumu keşfettim. Bunun babamın elektrik teknisyeni olduğu ile ilgili düşünenler de çoktu. Aslında haksız da sayılmazlar, herkesin oyuncaklarıyla oynadığı yaşta ben aynı zamanda babamı lehim yaparken izleyip elektronik malzemeleri öğrenmeye çalışıyordum. Nedenini hiçbir şekilde bilmiyorum ama hoşuma gidiyordu o sıralar. Derslerde bir şeyler öğrenmeye başlayınca da ilgim daha da ön plana çıkmış oldu. 11. sınıfa geldiğimde sayısız kitap okudum ve aynı zamanda bolca araştırma yaptım.

Bir şeyler üretmek için donanımlı olmak gerekiyordu. Benim için önemli bir bilim adamı olan Tesla'nın bulabildiğim her kitabını okudum. Saygı duyduğum ve örnek aldığım muhteşem bir bilim adamı... Onun hayatını okumaya başladığımda bazı şeylerin farkına vardım. Her türlü zorluğa karşı çabalaması, çoğu kez hayatını tehlikeye atabilecek deneyler yapması ama bunları büyük bir tutkuyla yapması beni çok etkiledi. Bakış açım bu sayede farklı bir boyut kazanmış oldu.

Kendimi geliştirmek için bazı elektronik sitelerinin haber bültenlerine abone oldum ve gelen makaleleri okudum. Lise son sınıfa geldiğimde yapabileceğim düzeyde basit projeler araştırmaya başladım. Bir şeyler üretmeden yapılanları deneyip incelemek daha mantıklı geldi o an için. Sınav senem olduğu için düşüncelerimi gerçekleştirebilmek için pek de zamanım yoktu açıkçası. Tesla bobini yapmaya karar verdim. Gerekli malzemeleri aldıktan sonra bobini yapmaya başladım ve bitirdiğimde çalışmadı. Gerçekten tam bir hayal kırıklığı yaşadım o an. Sorunun nerede olduğunu bulmaya çalıştım. Seçtiğim kablonun kalınlığından dolayı manyetik alanın iletiminde sorun olduğunu gördüm ve kabloyu değiştirdim. Sonuç olarak her şey sorunsuz çalışıyordu.

Bobini yaptıktan sonra heyecanlı bir şekilde Nadir Hocanın yanına gittim ve gösterdim. Gerçekten çok gurur duymuştu benimle ve bu beni çok mutlu etmişti. Seçmek istediğim bölüm az çok belliydi aslında ama yine de tam karar veremediğim noktalar vardı. Araştırmalarımın ve hocalarımın tavsiyesi üzerine Elektronik ve Haberleşme Mühendisliğine karar verdim. Gelişen teknolojileri düşününce mantıklı bir seçim gibi gözüküyordu benim için. Bu bölüm için en iyi üniversiteler arasında İyte vardı. Akademik kariyerim için bu üniversiteyi hedefledim ve bir sene boyunca fikirlerim asla değişmedi. "Mühendislik mi? Sağlık alanında bölümleri de bir düşün bence." gibi birçok tavsiyeye kulak asmadım. Biyolojiden nefret eden biri için çok uzak şeylerdi bunlar.

Hedefim doğrultusunda çalışmalarıma devam ettim ve sonunda kazandım. Hedeflediğin yerde olmanın mutluluğu gerçekten muhteşem bir duygu. Geldiğim ilk sene IEEE gibi topluluklara katıldım. Hazırlık okuduğum için kendimi daha da geliştirmek için bolca zamanım oldu. Birçok etkinlikte görev almaya çalıştım ve çeşitli etkinliklere katıldım. Programlamayla başladım ve farklı ilgi alanları keşfettim.

Bence ilgi alanlarını iyi belirlemek bu yolda çok önemli bir yere sahip. Kendim için doğrusuna karar verdikten sonra zorlandığım her an hedefe ulaştıktan sonra nelerin mümkün olabileceğini düşünüp yoluma devam ettim. Bence önemli olan bu anlarda bunları düşünüp pes etmemek.

İşte benim bu bölüme ve okula gelme maceram bundan ibaret. İlk yazıma bu şekilde başlamak istedim, bundan sonrakiler için beni takip etmeyi unutmayın :)